Genel Kültür > Tarih

Adolf Hitler kimdir?


20. yüzyıla damgasını vuran diktatörlerden Adolf Hitler, 20 Nisan 1889’da Yukarı Avusturya’da küçük bir kasaba olan Braunau am Inn’de doğdu.


Annesi Klara ev hanımı, babası Alois ise gümrük memuruydu. Klara, Alois Hitler’in ikinci dereceden kuzeni ve 3. eşiydi. Bu akrabalık nedeniyle kilisenin özel izniyle evlenebilen çiftin Adolf’tan önceki ilk 2 ve sonraki 1 çocukları henüz bebek yaşta hayata gözlerini yumdu.


Kız kardeşi Paula Hitler ise 21 Ocak 1896’da Adolf 7 yaşındayken dünyaya geldi.

 

Hitler, ilkokul eğitimini babasının tayinleri nedeniyle çeşitli okullarda tamamlamak durumunda kaldı ancak oldukça başarılı bir öğrenciydi.


Babasının ölümünden önceki son durakları Linz’de liseye başladı. Memur olmasını isteyen babasının tüm çabasına karşın Adolf ressam olmak istiyordu.


Sürekli çizim yapan Adolf’un I. Dünya Savaşı’na katılmadan önce 2000’in üstünde resmi vardı. O zamanki tek hayali Güzel Sanatlar Akademisi'ne girmekti.


3 Ocak 1903’te babası tüberküloz hastalığı nedeniyle öldü. Babasını kaybeden Hitler,  ciğerlerinden rahatsızlanıp okula ara verdi ancak sonrasında da maddi sıkıntılar nedeniyle okula devam edemedi.


Siyasi fikirlerinin oluşması

 

Yetimler pansiyonunda kalan ve ailesinin geçimi için inşaatlarda çalışmaya başlayan Hitler’in siyasi fikirlerinin temeli bu dönemlerde oluşmaya başladı.

 

Okuduğu kitaplardan ve kendi gözlemlerinden yola çıkarak Yahudilerin her yerde birbirlerini kolladıklarını düşünmeye başladı. Hitler önceleri reddetse de yavaş yavaş anti-semitist (Yahudi düşmanı) düşünceler geliştirmeye başladı.


1907 yılında Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’ne başvurdu ancak ressamlığa uygun olmadığı gerekçesiyle okula alınmadı. Hocaların tavsiyesi yeteneğini mimarlığa yönlendirmesi yolundaydı. Ancak bunun için lise diploması olmalıydı.


13 yaşında babasını kaybeden Hitler 19 yaşına geldiğinde ise annesinin ölümüyle yıkıldı. 21 Aralık 1907’de annesi göğüs kanserine yenik düştü. Annesine çok bağlı olan Hitler, bu acı ile sarsıldı ve artık tek istediği Güzel Sanatlar Akademisi'ne girmekti.


Annesinin ölümünden 1 yıl sonra Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’ne bir daha başvurdu ancak yine reddedildi.

 

Yetim maaşının kendi payına düşen kısmını da kız kardeşi Paula’ya verdi ve 1909’da evsizler yurduna, 1910 yılında ise çalışan fakir insanların kaldığı bir eve yerleşti. 


I. Dünya Savaşı


1912 yılında Viyana’dan ayrıldı ve Münih’e yerleşti. Ressamlık hayalleri suya düşen Hitler, 1914’te I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla orduya katılmaya karar verdi. Bavyera ordusuna gönüllü olarak katılmak için başvurdu ve kabul edildi.


Batı cephesinde (Fransa ve Belçika’da) 16. Bavyera Yedek Alayı Karargahı’nda haberci olarak görev aldı. Hiçbir zaman askeriyedeki zor koşullardan şikayet etmeyen Hitler, görevini de son derece başarılı şekilde yerine getiriyordu. Askerlikteki bu başarısı nedeniyle 1914’te önce İkinci Sınıf Demir Haç, ardından 1918’de Birinci Sınıf Demir Haç madalyasını aldı.


Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin kuruluşu

 

Almanya’nın I. Dünya Savaşı’nda mağlup olmasının ardından Hitler, Alman İşçi Partisi’ne katıldı ve kısa bir süre sonra partinin lideri oldu.


29 Temmuz 1923’te partinin adını Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi olarak değiştirdi ve bu partinin taraftarlarına da Nazi ismi verildi.

 

9 Kasım 1923’te Mussolini’nin Roma Yürüyüşü’ne benzer bir girişimle hükümeti devirmeye çalıştı. Tarihe Birahane Darbesi olarak geçen bu girişim Bavyera hükümeti tarafından bastırıldı ve Hitler 5 yıl hapse mahkum edildi ancak 20 Ekim 1924’te tahliye oldu.


Kavgam (Mein Kamp) kitabını da hapishanedeyken yazdı. Kitap, partinin faaliyetlerine yön veren bir kaynakça niteliğindeydi.


Merkezi Münih’te yer alan parti çok büyük mitingler düzenliyor, Hitler binlerce kişinin önünde hararetli konuşmalar yapıyordu.


Alman vatandaşı olmamasına rağmen Alman sempatizanı olan Hitler’in milliyetçi duyguları savaş sırasında daha da artmıştı. Alman kanı taşıyanların Alman vatandaşı olması gerektiğini parti programının en önemli maddelerinden biri yaptı.


İktidara geçiş

 

Büyük Buhran’ın (1929 Dünya Ekonomik Krizi) ardından 1930 seçimlerinde Hitler’in partisi %18 oy alarak parlamentoya girdi. 1932 yılında yapılan seçimlerde ise oyların %37’sini aldı ve 1 yıl sonra Katolik Merkez Parti ile koalisyon kurması için Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg tarafından başbakan olarak atandı. Ancak anlaşma sağlanamadı ve Hitler tekrar genel seçime gitmek istedi.


Hitler seçim çalışmalarına aralıksız devam ediyordu ve 1933’te Reichstag’ta çıkan yangını kullanarak Hinderburg’a bir kararname imzalattı. Bu kararname anayasadaki kişi hak ve özgürlükleri ile ilgili maddeleri ortadan kaldırıyordu ve kendi partisi dışındaki tüm seçim çalışmalarının durdurulmasını sağlıyordu.


Böylece 1933 yılında seçime girildiğinde Hitler, oylarını %44’e yükseltti. Hitler diğer partilerin faaliyetlerini yasakladı ve ikna kabiliyeti sayesinde Alman halkını Nazi bayrağı altında birleştirdi. Artık Almanya’nın büyük lideri Hitler’di.


II. Dünya Savaşı

 

Hitler’in üstün Alman ırkı hedefinin diğer ayağı tüm Almanca konuşan halkları tek bir çatı altında toplamaktı. Bu hedef doğrultusunda Avusturya, Çekoslavakya ve Polonya’yı işgal etti.

 

Bu işgaller Batı Avrupa ve Rusya’yı ayaklandırdı. Başlangıcı Alman ordularının Polonya’ya saldırdığı 1 Eylül 1939 olarak kabul edilen II. Dünya Savaşı tam 6 yıl sürdü.


Kızıl Ordu 1944 yılının sonunda Alman askerî birliklerini Sovyetlerden temizlemiş, Batı güçleri de Almanya’ya hücum etmişti ancak Hitler yenilgiyi kabul etmiyordu. Alman ordusu savaşmaya ve soykırımı gerçekleştirmeye devam ediyordu.

 

Ancak 30 Nisan 1945’te Sovyet güçlerinin savaştaki üstünlüğünü ve Alman ordusunun yenilgisini tamamen kabul eden Hitler, eşi Eva Broun ile birlikte siyanür hapı içti ve hem karısını hem de kendisini vurarak intihar etti.


1933 yılından itibaren Almanya’nın başbakanı, 1934 yılından itibaren ise lideri (Führer) olan Hitler, ülkenin bütün sorunlarını Yahudilere ve diğer azınlıklara bağlamıştı. Halkın önünde yaptığı konuşmalarda Alman ırkının üstün ırk olduğunu söylemiş ve halkı kısa süre içinde buna inandırmıştı.


Böylece Hitler diktatörlüğünde, Yahudiler için toplama kampları yapılmış ve tüm Avrupa’da yaklaşık 6 milyon Yahudi öldürülmüştü. Alman ırkını iyileştirmek için de binlerce zihinsel engelli insanın hayatına son verilmişti.

Fotoğraf 1: Delmarva.Dealings (flickr)
Fotoğraf 2: moscasulcappello (flickr)

Fotoğraf 3: lungstruck (flickr)